2 Şubat 2013 Cumartesi

Gül Tanrıçası - P.C Cast



Kitabın Adı : Gül Tanrıçası
Orjinal Adı : Goddess of Rose
Yazar : P.C. Cast
Seri Adı: Goddess Summoning
Seri Kitap Numarası : 4
Tür : Fantastik, Büyü, Genç-Yetişkin, Mitoloji
Yayıncı : Pegasus Yayıncılık

Tanrıça Serisinin 4. Kitabı olan Gül Tanrıçası benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Şu ana kadar okuduğum, serinin diğer dört kitabı olmasa bu seri benim için bitmişti. Kitabımızın konusu gerçekten çok... saçmaydı. Sanırım yazarımız bu kitabı yazarken sürekli ‘’Güzel ve Çirkin’’ çizgi filmini izlemiş ve nereden kırpıp nereye yapıştırsam diye çok düşünmüş. Uzun süredir hiç bir kitaba vermediğim düşük bir not aldı benden.  Umarım serinin geriye kalan kitapları bana bu şekilde hayal kırıklığı yaşatmaz.

Kitabımızın konusuna gelirsek ;

Bir zamanlar Gece’nin Yüce Tanrıçası Hekate’ye insanoğlunun kesişme noktalarına hükmetme gücü bahşedildi. Karanlık Tanrıça, bu görevini fazlasıyla ciddiye aldı ve sadece ölümlülerin caddelerine ve yollarına göz kulak olmakla kalmayıp rüyalarla gerçekliğin, maddesel ile ruhani olanın kesiştiği yerleri de korudu. Hem rüyaların hem de onların yarattığı yere hükmetti.
… Daima tedbirli olan Hekate , eski dünya canavarına benzeyen vahşi bir yaratığı hizmetine çağırdı. (Koruyucu)
… Titan Kronos’un oğlu olan bu yaratık, insan ve hayvandan oluşan mükemmel bir karışımdı ve yeryüzündeki hiçbir varlığa benzemiyordu. ( Minotauros’dan bahsediliyor. )

Kendisine ait 3 görüntüsü olan Tanrıça Hekate ve Cehennem Köpekleri

İşte Tanrıça Hekate de kesişme noktası olarak Gül Diyarını oluşturur. Gül Diyarı’nın canlı kalabilmesi için ise her yıl bir Gül Rahibe’sinin kurban edilip kanıyla güllerin sulanması gerekir. Ancak en son Rahibe Koruyucu’yu  kandırıp baştan çıkartarak gerçek dünyaya dönmüştür. Koruyucu’nun kandırılıp ona ihanet etmesi üzerine Tanrıça Hekate Gül Diyarı’nı içinde yaşayanlar ve Koruyu ile birlikte sadece bir Gül Rahibesi’nin bozacağı şekilde sihirler.

Esas hikayemiz bu noktadan sonra başlar. İsmini güllerden almış ve Empusai soyundan gelen Mikado tam bir gül tutkunudur ve son zamanlar da çok tuhaf rüyalar görmektedir. Bu konuyu psikiyatrist olan arkadaşı Nelly’e açar fakat pek de bir sonuç alamaz. 

Mikki (Mikado'nun kısaltılmışı) tüm bu olanlar canına tak ettiği sırada, çalıştığı hastahanede ilginç bir bayanla tanışır. Yaşlı kadın da Mikki gibi bir gül tutkunudur. Çok iyi anlaşan çiftin ayrılma vakitleri geldiğinde adı Sevillana olan yaşlı kadın ona özel bir parfüm hediye eder. Sadece güllerden meydana gelmiş bir parfüm..

O akşam randevusu olan Mikki dışarı çıkmadan önce bu parfümü sürerek kendisine şans getirmesini ister. Fakat işler hiç de umduğu gibi gitmez. Mikki o akşam farkında olmadan katıldığı tiyatro piyesinde bir ritüeli tamamlar ve kendini Gül Diyarı'nda bulur.

Kısaca konumuz bu şekilde. Devamında ise Mikki Gül Diyarı'nın koruyucusu olan Minotauros'a aşık olur. Koruyucu'da ona aşık olur. Normalde yazarın tarifine bakılırsa Minotauros az da olsa Hekate tarafından  insana dönüştürülmüştür. Ya yapmayın lütfen. Ne kadar dönüştürsen de adam boğa? Haklı mıyım haksız mıyım siz söyleyin? 

Minotaur

Diğer bir sorun ise kitapta acıma duygusu tavan yapmıştı. O Koruyucu'ya acıyor, Koruyucu kendine acıyor, Mikki Koruyucu'ya acıyor.. İçim daraldı! Sevgi filan yok! Acıma üstüne kurulmuş bir aşk.

Bir de şu yaptıkları ayinler.. Gece evi serisinin aynısı kopyalanmış ve yapıştırılmış. Yine 5 elementimiz var ve yine 5 elementi temsil eden kişiler var. Tek fark bu sefer ruh Zoey değil Mikki.

Son olarak kapak değerlendirmem ise; yine olmamış. Buradan Pegasus'a sesleniyorum; Lütfen yapmayın böyle, sürekli siyah fonun üstüne eciş bücüş kızların resimlerini bulup yapıştırılmış kapakları kullanmayın. Ne estetik var ne hoş görüntü...

 

Bir bizimkine bakın bir de şunlara... Daha da diyecek sözüm kalmadı.

Başka bir yorumda daha görüşmek dileğiyle arkadaşlar, kendinize iyi bakın... =)




7 yorum :

  1. Bu yine iyiydi sen bir de Aşk Tanrıçası'nı gör. Yüzyılın felaketiydi. Hiç mi hiç beğenmedim. Kadın her türlü pisliği yazmış resmen. Tamam konu iyi ama hiç mi hiç olmamıştı =/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudum onu da.. Ama bunun kadar kötü değildi sanki. Cast resmen sıkıldıkça tanrıça serisini yazıyor.

      Sil
  2. Bu kitap bana romantik olmak için fazla feministçe gelmişti. Yani erkek üstünlüğünü savunan biri kesinlikle değilim bence eşitlik olmalı hele de romancelerde...
    Ama şu boğa olayı aklımda hiç böyle canlanmamıştı :D yani ne bileyim kanatları olan melek adamlar neyse veya kurt dişleri olan vampirler gibiydi benim için; alt tarafı boynuzları olan bir adam :P ama çok kişiyi rahatsızmetmiş sanırım ben fazla açık görüşlüyüm :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki yazarın anlatmak istediği sadece boynuzlu bir adamdı ama bana bunu tam ifade edemedi. Kitabı okurken aklımda sürekli bir boğa canlandı. :D Bu da pek hoş olmadı tabii.. Ayrıca kesinlikle katılıyorum fazla feministçeydi.. =)

      Sil
  3. bahar tanrıçasını dün bitirdim bugünde ışık tanrıçasına başladım.. eğer bu hayal kırıklığı bana da olacaksa hiç stoklamayayım seriyi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canm normalde ilk üçünü çok beğendim hatta aşk tanrıçası da fena değildi ama bu gül tanrıçası cidden saçmalıktı.. Bana göre tabii. =) Belki sen beğenebilirsin =)

      Sil
  4. Efsane tanrıçasını öneririm en beğendiğim kitabı mükemmel ve çok etkileyici okurken soluksuz kaldım :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...