20 Ekim 2013 Pazar

Tanıtımlar #3



Sevgili okuyucularım,

Ölümsüz olmanın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğiniz oldu mu? Ya insan avlayan vampirlerin peşine düşerek geceler geçirmenin? Sınırsız zenginliğe ve güce sahip olmanın? Benim hayatım böyle geçiyor ve bu hayat son derece karanlık ve tehlikeli. Binlerce insanı koruyorum ama beni kimse tanımıyor. Ve yaptığım işin her dakikasını seviyorum.

Daha doğrusu bir gece en korkunç kâbusuma kelepçelenmiş bir halde uyanana kadar böyle olduğunu düşünüyordum. Bu kâbus, tutucu olduğu kadar zeki, seksi, komik ve doğaüstü olan hiçbir şeyle, yani benimle ilgisi olmasını istemeyen bir kadın formundaydı.

Amanda Deverauxya olan ilgim savunduğum her şeyle ters düşüyor. Son kez âşık olduğumda sadece hayatımı değil, ruhumu da kaybettiğimi söylememe bile gerek yok. Fakat Amandaya her baktığımda tekrar denemek istediğimi fark ediyorum. Sevginin ve sadakatin hâlâ var olduğuna inanmak istiyorum.

Daha da önemlisi Amanda gibi bir kadının, savaş yaraları çok derinlere inen ve korkunç bir ihanetle kırılan kalbinin bir daha atmayacağından emin olan bir erkeği sevip sevemeyeceğini merak ediyorum.
Trakyalı Kyrian

"Muhteşem ! "
Teresa Medeiros

"Sıradışı ve dolu dolu... Karakterler unutulmaz ve öykü heyecan verici."
Romantic Times





Rüzgarla Gelenin yazarından yüreklerde iz bırakacak yepyeni bir hikâye...

Bu sıcacık, eğlenceli ve içtenlikle anlatılmış öyküde eski yaşamını tamamen bir kenara bırakan ve ilk kez kendini keşfetmeye çalışan unutulmaz bir kadın bulacaksınız.

Uzun zamandır obeziteyle mücadele eden Stevie Barrett, neredeyse hayatını kurtaracak bir operasyon geçirmek üzere, tekerlekli sandalye eşliğinde ameliyathaneye götürülür. Operasyonun ardından hırıldamadan yürümeyi başarabilen, kendi kendini iyileştirmek için bir bahçe yetiştiren ve tahtadan muhteşem sandalyeler yaparak onları boyayan yepyeni bir Stevie doğar.

Fakat hayatında değişen onca şeye rağmen, aynı kalan ufak birkaç detay vardır. Stevienin utangaçlığı, yakasını bırakmaya pek niyetli değildir. Bu nedenle, yakışıklı komşusuna duyduğu ilgiyi gizlemek zorundadır. İşler tıpkı onu küçük bir kızken yanına alan ailesinde olduğu gibi, çalışmakta olduğu hukuk bürosunda da yolunda gitmemektedir. Üstelik bir zamanlar en iyi arkadaşı olan kişi, verdiği kilolar yüzünden kendisine farklı davranmaya başlamıştır.

Stevienin yeni hayatında karşılaştığı en zorlu mücadele kendisini tanımayı öğrenmek olacaktır. Kendisinin aslında kim olduğu, kim olmak istediği ve eski Stevienin bu günlere nasıl geldiği hakkında şaşırtıcı cevaplarla karşılaşmaya başlayacağı bu içten ve eğlenceli yolculuk sizleri bekliyor.


"Sayfaları yeni edindiğim arkadaşlarımla vakit geçirir gibi çevirdim."
-One Book at a Time-

"Kitap hakkında yazılanlar, hatta yazarın kendi betimlemeleri bile, bir kitabın nasıl aynı anda hem hayat dolu ve eğlenceli, hem de ürkütücü olabileceğini açıklamakta yetersiz kalıyor."
-Publishers Weekly-

"Şans Bilekliği, yürek burkan şizofreni gerçekliğinin yanında okuyucusuna sunduğu sevgi ve neşe ile ruhunuzu aydınlatacak." 
-The Crowded Leaf-

"Hayatın birçok yönüne değinen, güçlü bir hikâye."
-Fresh Fiction-




"Kötü biri değilim. Bunun kulağa defansif, ilkesiz geldiğini biliyorum; ama doğru. Herkes gibiyim; zayıf, hata dolu, fakat temelde iyi. Magda aynı fikirde olmasa da."
2012 National Book Award finalisti; 26 dilde yayımlandı.
New York Times, Amazon, Time, People, Goodreads, Huffington Post, Publishers Weekly, Kirkus "2012 YILININ EN İYİ KİTABI" seçkilerinde.

Modern edebiyatın en özgün ve etkileyici seslerinden biri.
-New York Times-

Bu kitabın tek bir kusuru var; bitiyor.
-Boston Globe-

Öylesine gerçek ki can yakıyor.
-Flavorwire-

Yalın, samimi ve yeniliklerle dolu bir dil. Okurken neden bugünlerde herkesin Diaz gibi yazmaya çalıştığını anlıyorsunuz.
-Publishers Weekly-

Ve İşte Onu Böyle Kaybedersinde ana karakterlerin ortak bir becerileri var: İlişkilerini mahvetmek. Bu kitap zafer, pişmanlık ve yakarışlarla kaplı bir itiraf günlüğü; kaybedilen aşkların ve artık onarılamaz olanı onarmaya çalışan insanların öyküsü. Pulitzer ödüllü Junot Diaz insan yüreğinin bitmeyen özlemini ve kaçınılmaz kofluğunu öylesine içten ve etkileyici bir dille sunuyor ki, satırlarda gezerken siz de "kaybetmek" istiyorsunuz, ama mümkünse Yunior gibi.
Yirmi altı dile çevrilen, yayımlandığı tüm ülkelerde okur ve eleştirmenlerden büyük övgü toplayan, National Book Award 2012 finalisti Ve İşte Onu Böyle Kaybedersin bize "aşkın yarı ömrünün sonsuz olduğunu" hatırlatıyor. 




Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir. 

Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.




Her şey bitti derken... Sadece bir tesadüf yetebilir...

"Ben bir nehrin akıntısına kapılmıştım, o ise kıyıda kalmıştı." Adamın, Miayı aşkıyla hayata döndürmesinin ve Mianın, onun hayatından çıkmasının üzerinden üç yıl geçmiştir...

Artık ülkenin bir ucunda yaşayan Mianın Juilliardda yıldızı gittikçe parlamaktadır. Adam ise Mianın gidişinin ardından onun için yazdığı şarkılarla grubunun dünya çapında ünlenmesini sağlamıştır. Fakat elde ettiği başarılar, içindeki boşluğu doldurmaya yetmez.

Sonunda şans, sadece bir geceliğine yollarını kesiştirir. Mianın, evi gibi gördüğü New Yorku gezerlerken birlikte geçmişe gidip kalplerini geleceğe... ve birbirlerine açacaklardır.

"Unutulmaz." 
-Romantic Times-

"Olağanüstü... Eğer Yaşarsamın hayranları bu kitabı da ellerinden düşüremeyecek." 
-SLJ-

"Terk edilmenin ve yeniden alevlenen aşkın muhteşem bir tasviri." 
-USA Today-

"Yeniden hayat bulan karakterlerin acı dolu geçmişleri ve şimdiki yaşamları hikâyeye derinlik katıyor; okuyucular bu kitabı bir çırpıda bitirecek."
-Kirkus Reviews-

"Yürek sızlatacak kadar güzel." 
-Family Circle-

H"Forman, çoksatan Eğer Yaşarsamı aynı derecede, hatta daha güçlü bir hikâyeyle sonlandırıyor."
-Publishers Weekly-

"Sürükleyici, acıklı ve romantik." 
-Bookpage-

"Yürek burkan bir hikâye... iki gencin aşkındaki olgun derinliği ve yoğunluğu yakalamayı başarmış." 
-Booklist-

"Buram buram aşk kokuyor." 
-The Horn Book-

"Mükemmel." 
-VOYA-

"Gerçek duygular güzeldir... ve bu kitapta onlardan çokça var." 
-MTV.com, Hollywood Crush-




Sashanın hayatta yapmak istediği iki şey vardı:
Annesi hakkında bir roman yazmak ve üvey babası Vadimi öldürmek.

Alina Bronskynin ilk romanı Cam Kırıkları Parkı Almanyanın en önemli edebiyat ödüllerinden biri olan Ingeborg Bachmann Ödülüne aday gösterildi. Bu keskin zekâ ürünü ve esrarengiz romanın kahramanı 17 yaşındaki Sasha Naimanndır. Moskovada doğan Sasha, iki üvey kardeşi ve annesiyle Berline taşınır. Üvey babası annesini öldürünce Sashanın hayatı değişir. Artık hayatta yapmak istediği iki şey vardır: Annesi hakkında bir roman yazmak ve üvey babası Vadimi öldürmek.

Almanyadaki Freundin Dergisi Cam Kırıkları Parkını "toplumun kıyılarında yaşayanların acımasız ve eğlenceli bir portresi," olarak tanımlıyor. Fakat Sashanın hikâyesi kıyıda kalmıyor, okuyucunun tam kalbine yerleşiyor.

"Hayran bırakan bir ilk yapıt..."
Publishers Weekly

"Sasha Naimann zamanımızın kahramanı... Büyük bir yetenek ve zekâyla anlatılan hikâyesi beni yakaladığı gibi sizleri de yakalayacak."
Alicia Erian

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...