12 Ocak 2015 Pazartesi

Ateşli Kalp - RICHELLE MEAD

http://4.bp.blogspot.com/-NnmPMgveqpc/U2ZMKFh4sHI/AAAAAAAAFh0/7C4IjMnTmss/s1600/1544613_703130966409688_5684616949859433181_n.jpg 


Kitabın Adı : Ateşli Kalp  
Orjinal Adı : Fiery Heart  
Bağlı Olduğu Seri : Bloodlines #4
Yazar : RICHELLE MEAD
Tür : Romance, YA, Paranormal,Fantasy
Yayıncı : Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı : 441
GR Puanı : 4.44





Bugün sizlere bir okurun hayalleri nasıl tuzla buz edilir onu anlatacağım. Ya da senelerdir ayıla bayıla okuduğunuz bir serinin gidişatı nasıl bu kadar monotonlaşıp ağırlaşır... Fakat ondan önce şunu belirtmek isterim ki uyarı kısmımdan sonrası hafif spoiler içerikli olacak. Bunu yapmayı inanın ben de istemiyorum ama kitap  serinin baştan 4. kitabı olunca ister istemez konuyu sizlere açarken önceden yaşanılmış olayları anlatmak (ya da hatırlatmak) zorunda kalıyorum. Ve bu arada sakın yanlış anlamayın, spoiler 4. kitap ile ilgili değil! Geçmiş olaylarla ilgili, yani seriyi okumayanlar için spoiler olacak! Siz hiç istifinizi bozmadan devam edebilrsiniz :3

Şimdi gelelim Ateşli Kalp kitabımıza. Höf. Daha şimdiden içim sıkıldı vallahi. Şu ana kadar yazarımızın tam 10 kitabını okumuş biri olarak (ki ben başladığımda daha Kan Sözü ve diğer kitapları çıkmamıştı.) yazdığı en en en vasat kitabı diyebilirim. Yani Richelle belli ki evde çok sıkılmış ve almış eline kağıdı kalemi bari şu serinin 4. kitabını yazayım demiş. Ne de olsa ''okuruz'' biz ya... Yahu düşüncelerim tek taraflı mı, ben mi beğenmedim, kafayı mı yedim diye yorumlara baktım ve aynı şekilde düşündüğümüz kişileri buldum. Demek ki sorun ben de değil. Şimdi diyeceksniz ki ''Naaaapmış kiiiii, bu ablamız?''  E başlıyorum o halde;



İlk olarak o nasıl bir tekrardır. O nasıl bir monotonluktur. O nasıl bir eziyettir. Aynı şeyleri sürekli sürekli yaşattın bize yetmedi mi?! diye bağırası geliyor insanın kitabı okurken. Hayatımda uzun zamandır yapmadığım şeyi yapıp satır, parça, sayfa..vb atladım. Ve bir zerre dahi utanmıyorum. Ablacım naptın sen ya? Ben sürekli iki insanın acaba birbirimize ait miyiz, değil miyiz? Barışalım mı, küselim mi? başlıklı konuları için mi okuyorum kitabı. Hayır üstelik her konusu açıldığında etrafta ''Ayyyyyy Sydney ve Adrian kalp kalp kalp!'' diye dolaşan beni bile bu hale soktuysan bir otur düşün derim. Gına geldi yahu. Hele ki o Sydney'in kararsızlıkları. Diyece söz bulamıyorum. Bir değil iki değil üç değil.. Kız sürekli kararsız! Yok kendini hazırlıyormuş. Üç kitap oldu yuh! Neye hazırlıyorsun? Sen bu adam için her şeyinden vazgeçmişsin, daha ne?!

İki. Allahım bütün bir seri boyunca hayallerimi süsleyen Adrian.... Bu kadar mı ezikti? Adam bana kafayı yedirtti! Ama yooook! Suç onda değil, suç Adrian ağzından yazan insanda!. Kısacası yanan sönen neon oklarımız Richelle'a dönsün lütfen. Yahu erkek ağzından yazma akımı başladı diye yazmak zorunda de-ğil-si-niz. Biri anlatsın bunlara şu meseleyi. Kitabı rezil etmekle kalmıyor, hayallerini yıkıyorsun milletin! Ya bakın abartmıyorum, misal şimdi bir kavga sahnesi vardı Adrian kızı koruyacak sözde. Sözde... Ben bekledim ki(hani kim beklemez) ağız burun dalsın o pisliklere. Nıç. Yok anacım o öyle öküzün trene baktığı gibi bakıp uyarıyor adamları. Yok o kavga sevmezmiş de bilmem neymiş defolup gitsinlermiş. Eline de vermiş bir tane odun Richelle ki onu da Sydney sayesinde buldu. Böyle bekliyor. Hele o sonunda ... O her şeye kızan sinirli asabi adam gitmiş yerini hiç tanıyamadığım böyle sulugöz bir Adrian'a bırakmış. Yazık.

Üç. ''Ay biliyor musun, kitap aksiyonunu tam son 100/150 sayfa kala başlattı, ondan sonra yuttu bizi!'' Yalan. Safsata. İnanmayın böyle şeylere. Üşenmedim hesapladım 400'de başlayın 440 sayfa kitap zaten, 40 sayfalık bir ağır çekim aksiyonu var ki zaten azıcık okuma kitlemizi genişlettiğimizi düşünürsek, çok önceden böyle bir şey olacağını tahmin edersiniz. Hani ''Geliyorum!'' diye bağıran sonlardan. Kısacası yine hayal kırıklı yine hüsran.

Yeter, içimizi baydın! Hiç mi iyi yanı yoktu bu kitabın? derseniz eski konular hakkında bilgi sahibi oluyor Lisa ve Rose ile görüşüp Sydney ile Adrian'ın yol katettiğine çokça seviniyorsunuz. A bir de Sydney'in ağzından dinlenilen olaylar bambaşka oluyor.

Yazının Devamı Geçmiş Kitapları Okumayanlar İçin SPOİLER Niteliği Taşır.

Gelelim kitabımızdan seçmelere. İlk olarak artık Adrian ve Sydney tüm anlaşmazlıklarına rağmen birbirlerini kabulleniyorlar. Fakat sorunları bitmiyor. Özellikle Adrian ile ilgili olanlar. Sydney onun Ruh özelliğini kullanmasından yana değil. Bu yüzden sıkça tartışma yaşıyor çiftimiz. 
Diğer yandan Sydney kendini epey bir geliştiriyor ve büyülerde uzmanlaşıyor. Hatırlarsanız Marcus denilen kaçak bir simyagerimiz vardı. İşte onunla tekrar görüşüyor ve bu mavi mürekkebi kendisi bulmaya çalışıyor. Hatta yapmaya.
Sydney'in kardeşi denilecek o küçük şeytanla yaşadığı sorunlar da kitapta ön planda. Zaten ne mal olduğunu sonlara doğru öğreniyoruz kızın. 
Ve ayrıca bana göre kitabın en tatlı kısmı Adrian ile beraber Saray'a gitmesi oldu. En azından eskilerden sevdiğimiz karakterleri görüyor ve Adrian için Rose konusunun tamamen kapanmış olduğunu öğreniyoruz.
 Merkez tutunacak.
Emin misin Sydney, dedim içimden. Çünkü ben parçalanıyorum. Syf.435
Umarım Gümüş Gölgeler kısa sürede çıkar ve ben de tekrar övgü dolu bir yorum yazabilirim. Benim düşüncelerim böyle. Eminim içinizde kitabı beğenenler de vardır. Yorumlarınızı beklerim ;) 


 Puan: 3.5

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...