26 Haziran 2015 Cuma

Şeytan Tüyü – JULİE JAMES




Kitabın Adı: Şeytan Tüyü
Seri Adı: FBI/US Attorney #1
Orjinal Adı: Somethink About You
Yazar: JULİE JAMES
Tür: Romance, Women Fictions
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 440
GR Puanı: 3.94




Çok güzel bir kitap ve çok güzel bir etkinlik ile yine başınıza belayım! :D Evet, sonunda blog ortamıma dönüş yapabildim. Bunun getirdiği heyecanla beraber ben ve Yorum Durağım (ki kendisi de çok yoğun bir seneyi geride bıraktı.) güzel bir Yaz Okuma Şenliği yapalım dedik! İlk kitabımızı da Şeytan Tüyü olarak seçtik.

Bu kitabı ciltli çıkacağını duyduğumdan beri merakla beklemeye başlamıştım. Aslında Ephesus bu aralar tüm kitaplarını ciltli ve 25tl gibi fix bir fiyatla okuyuculara sunuyor. Ben de tam bir ciltli kitap hastası olarak konusu da ilgimi çeken bu kitabı fazla da bir beklentim olmadan okumaya başladım dün. Şakasız 6 saatte bitirdim. Çok uzun demeyin, saatte 70 küsür sayfaya denk geliyor az mı? Öyle ki bu aralar okumadan soğumuş, stresli, huysuz ve mızmız ben bile bu kadarcık saatte bu kitabı bitirdiysem oturup bir düşünelim bence.

Kitabımızın ana karakterlerinden biri olan Cameron oldukça otoriter, sinirli ve bir o kadar da işi gereği(!) ağzı laf yapan federal bir savcı yardımcısıdır. Kendisi evinin parkelerini yenilediği için gecesini Penisula'da bir otel odasında geçirmek zorunda kalmış ve bütün gecesini lanet olası otelin ince duvarları yüzünden 1308 nolu yan odasından gelen müstehcen sesleri dinleyerek geçirmişti. En sonunda ise daha fazla dayanamayıp resepsiyonu aramış ve olayı bildirmiştir. Telefonundan hemen sonra seslerin kesildiğini fark eden Cameron yan odanın kapısın çarpılmasıyla irkilip merakına yenik düşerek kapı deliğinden o çok müstehcen odadan çıkan adamı incelemeyi de unutmamıştır. Tabii kısa bir süre sonra gelen güvenlik görevlerinin 1308 nolu odaya giriş yapması ile de olaylar çok daha değişik bir hal alacaktır.
Yan odada bir cinayet işlenmiş ve şantaj kasedi çekilmiştir. Geride kalan tek tanık ise Cameron'dur.

Cameron'ın başına gelen tüm bu olaylar yetmezmiş gibi işe bir de FBI katılır. Ve FBI araştırmasını yöneten kişi ise üç sene önce kendisini ulusal televizyona rezil eden Ajan Jack Pallas'tır.
''Hadı Jack, onu görmek istiyorsan itiraf et gitsin.''
''Tabii onu görmek istiyorum. Fotoğraflara bakabilmesi için.''
Wilkins onun omzuna hafifçe vurdu. ''Sen aynı hikayeyi anlatmaya devam et, arkadaşım.''
Diğer yandan Jack de Cameron ile çalışmaktan pek de memnun değildir. Üç sene önce hayatını görevi pahasına tehlikeye attığı önemli bir olay Cameron (yani savcılık) tarafından onaylanmamış üstüne ağzından kaçırdığı fazlasıyla edepsiz sözcükler yüzünde Chicago'dan sürülmek zorunda kalmıştır. Daha yeni döndüğünü ve ilk günleri olduğunu düşünürsek bu olay aslında ikisi için de tam bir kader oyunudur.

Cameron ile Jack'in kitap boyunca birbirlerine karşı gösterdikleri anlayışsızlık kitabı fazlasıyla akıcı kılmış. :D Birbirleriyle olan diyalogları o kadar komikti ki bazı atışmaları iki-üç kez okumaktan zevk aldım diyebiliriz.
Bunun dışında Cameron'un ayakları yere basan ve güçlü bir kadın olması da beni kitaba çeken bir başka unsur. Çünkü bu aralar kitaplarda ''mıymıycı'' bayan karakterlere fazlasıyla rastlıyoruz. Hiç sevmem ve haz etmem yani. -.-
Ayrıca kitap hem Cameron hem de Jack'in dilinden yazılmıştı. Bu da güzel olmuş.  Bana göre zaten kitabın tek bir problemi vardı, o olmasa havada kapmıştı tam puanı. Yazar bana göre çok hatalı bir tercih yapmış ve katili biz okuyuculara daha ilk başlarda açıklamaya karar vermiş. Halbuki ben bunu karakterler gibi en sonda öğrenmek isterdim. Tabii katilin gözünden de anlatım olduğu için kitapta belki de yazar onun bakış açısını da görmemizi istemiş olabilir. Ama ben sevemedim bunu.

Bir de yardımcı karakterlerimiz var. Onlara ayrıca bayıldım. Bunlardan biri Wilkins, Jack'in ortağı diğeri de Camaron'ın en yakın arkadaşı Collins. İkisi de çok tatlı ve akıllı. Özellikle kitap boyunca Wilkins'in Jack ile olan zekice dalaşmaları çok eğlendirdi beni. Collins de aynı Wilkins gibiydi. Jack ile daha ilk tanışmalarında ona laf sokma çabası takdire şayandı. Yardımcı karakter olmalarına karşın kitaba fazlasıyla doluluk katmışlardı.

Bunların dışında kitabın sonu da gayet güzel bağlandı. Heyecanını yitirmeden bitti. Hani sıkılıp ''Dur bırakayım, sonra okurum.'' dedirtmedi bana. Sürekli acaba ne olacak merakıyla okudum. Bu da bildiğiniz üzere çok güzel bir şey.
''Onunla hala yatmadın mı?''
Cameron etrafına baktı. ''Biraz yüksek sesle konuş Amy. Fön makineleri yüzünden herkes duyamadı sanırım.''
Kısacası bu kitabı her halükarda okumanızı tavsiye ederim. Benim durağan okuma bozukluğumu kaldırdı o derece. Umarım ikinci kitap en yakın sürede çıkar..
Benden bugünlük bu kadar! Keyifli okumalar ;)


*Programımızı takip edip Facebook sayfalarımızdaki çekilişlere katılmayı unutmayın ;)

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...